Sohbet’in Önemi
Hızla akıyor zaman.. Neyin önemli, neyin daha önemsiz olduğunu fark edemeden
günler geçip gidebiliyor. Su gibi hızla akıyor günlerimiz..
Büyük acılar ya da büyük sevinçler yaşadığımızda ancak, şöyle durup da sakince konuşabiliyoruz kendimizle. Neydim, ne oluyorum diye, ya da bu dünyanın düzenindeki yerimizin nerede olduğuna veya olmadığına yönelik iç hesaplaşmalar yapıyoruz.
Mutsuz oldum diyebiliyoruz geçmişe dönüp kolayca. Mutlu olduğum günler ne güzeldi de diyebiliyoruz.
Kendimizle baş başa verip sohbet edebildiğimiz anların, en dürüst olduğumuz anlar olduğuna inanıyorum ben.
Kendimizden korkup kaçtığımız, kendi yüzümüze bakmadığımız, iki çift tamamen kişisel sözleri kendimizden esirgediğimiz zamanların sa, başımıza gelebilecek en acı tecrübelerden de beter olduğunu düşünüyorum.
Çünkü kendimize karşı hesabını veremediğimiz vicdan denilen dertten müzdarip olduğumuzun işaretidir bu sohbet edemeyişimiz kanımca.
Sohbet etmek kültürümüzde olduğu kadar evrensel çapta da bir ilaç olmalı. Öyle olmalı ki, en az iki kişiye dertleşme, iç dökme, düşüncelerini ve duygularını paylaşma şansı veren özel bir araç kabul edilsin. Edilmiş de.. Sohbet bir nevi ilaç olarak görülmüş de..görülüyor da..görülmeli de zaten.
Sohbet dediğimizde o kadar geniş bir kavramla karşılaşıyoruz ki, dini sohbetlerden tutun da, eğlenceli-gülmeceli arkadaş sohbetlerine aile içinde yapılan sohbetlere, sevdiklerimizle ya da sevdiğimizle yaptığımız özel sohbetlere ve daha nice örneklerle sohbetin, sohbet etmenin örneklerini sunabiliriz elbette..
Peki kendi kendimize yaptığımız o sessiz ama değerli sohbetler ne olacak?…İç hesaplaşmalarımız, vicdanımızın sesi, kalbimizden geçenler, içimizden geçenler, içimden düşündüm dediklerimiz ya da içgüdüsel hissettim dediklerimiz…
İşte bunlar bence kendi kendimize yaptığımız bazen kısa ve öz, bazense uzun ve detaylı sohbetlerimizin diğer adları.
Önemi ve değeri ise bence çok büyük bu kendimizle baş başa olan sohbetlerin. Nasıl olmasın ki değerli?
Vicdan, kalp, hisler, sezileri, duygular, düşüncelerin dile dökülmemiş halleri…hepsi bu kendimizle sohbetlerimizin kaynağı olan, doğru değerlendirilirse veya yönlenirse bizi İnsan yapan değerlerin kaynağı değil midir?
Atalarımız kendine dürüst ol önce derken tam da bundan bahsetmiyor mu?
Elbette sosyal birer varlığız, elbette diğer insanlarla iletişim halinde olacağız, elbette sevdiğimiz veya ilgimizi çeken konular hakkında dostlarımızla yakınlarımızla komşularımızla sohbetler edeceğiz, ihtiyacımızdır, doğamızda vardır.
Ancak kendimizle baş başa kalmaktan korkacak kadar, vicdanımızın sesini susturacak kadar veya bugünümüz yarınımız şu anımız hakkında kendimizle ve yaptıklarımızla istişare etmeyecek, yüzleşmeyecek kadar kendimizi unutursak olur mu?
Bu anlamda kendini unutan, kendisiyle iki çift sohbeti yapamayan veya yapmayan insanlardan hep korkmuşumdur.
Korkuyorum derken…Korkum ödleklik kıvamında bir tutum değil işte.. Anlatması güç…
Hep de korkacağım ama.. Zararları yaşamın her yerine bulaşıyor, hayatlarımızın her noktasında karşımıza çıkıveriyorlar çünkü..O kadar bulaşıyorlar ki, insan olduğuma utanacak hale gelebiliyorum çoğu zaman.
Zamanımız dilerim hep sohbetle aksın..Bazen diğerleriyle, bazen kendimizle..
A Kalite Sohbet
www.AKSohbet.Com
(49)
Yorum Yok











